22/6/2007 16:05, 2007

ÖTELERE SEYAHAT

Ötelere Seyahat (Kasım 1981)
Sızıntı

İKİNCİ SURET:
Bu gidişata, icraata bak! Nasıl en fakir, en zayıftan tut, ta herkese mükemmel yemekler, şahane yiyecekler veriliyor. Kimsesiz hastalara çok güzel bakılıyor. Hem gayet kıymetli ve şahane yemekler, kaplar, sırmalı nişanlar, süslü elbiseler, muhteşem ziyafetler var. Bak senin gibi sersemlerden başka herkes, vazifesine gayet dikkat ediyor. Kimse zerrece had dinden tecavüz etmiyor. En büyük şahıs, en büyük bir itaatle, mütevazine, alçak gönüllülük içinde bir korku ve heybet altında hizmet ediyor. Demek şu saltanat sahibinin pek büyük bir ikramı, pek geniş bir merhameti var. Hem pek büyük izzeti, pek celalli bir haysiyeti, namusu yardır. Hâlbuki kerem ve ikram ise, nimet vermek ister. Merhamet ise, ihsansız olamaz. İzzet ise, gayret ister. Haysiyet ve namus ise, edepsizlerin edeb ve terbiyesini ister. Hâlbuki şu memlekette o merhamet, o namusa lâyık binden biri yapılmıyor. Zalim izzetinde (aziz olarak), mazlum zilletinde (zelil olarak) kalıp buradan göçüp gidiyorlar.

Demek büyük bir Mahkeme'ye bırakılıyor.

İKİNCİ HAKİKAT: Hiç mümkün müdür ki; gösterdiği eserler ile nihayetsiz bir ikram, nihayetsiz bir merhamet, nihayetsiz bir izzet ve nihayetsiz bir gayret sahibi olan şu âlemin Rabbi; ikram ve merhametine lâyık mükâfat, izzet ve gayretine lâyık ceza vermesin. Evet, şu dünya gidişatına bakılırsa görülüyor ki en aciz, en zayıftan tut ta, en kuvvetliye kadar her canlıya lâyık bir rızık veriliyor. En zayıf, en âcize en iyi rızık veriliyor.*

Her dertliye ummadığı yerden derman yetiştiriliyor. Öyle yüce ve yüksek bir keremle ziyafetler veriliyor ki, nihayetsiz bir ikram eli içinde işlediğini açıkça gösteriyor.
Meselâ bahar mevsiminde cennet hurileri tarzında bütün ağaçları sündüse benzer elbiseler ile giydirip, çiçek ve meyvelerin kakmalı, sırmalı tezyinatı ile süslendirip, hizmetkâr ederek onların lâtif elleri olan dalları ile çeşit çeşit, en tatlı, en sanatlı meyveleri bize takdim etmek; hem zehirli bir sineğin eliyle şifalı ve tatlı balı bize yedirmek; hem en güzel ve yumuşak bir elbiseyi elsiz bir böceğin eliyle bize giydirmek; hem rahmetin büyük bir hazinesini küçük çekirdek içinde bizim için saklamak ne kadar güzel bir ikram, ne kadar latif bir merhamet eseri olduğu açıkça anlaşılır.

Hem insan ve bazı canavarlardan başka, Güneş, Ay ve Arz'dan tut, ta en küçük mahlûka kadar herşey mükemmel bir dikkatle vazifesine çalışması, zerre kadar haddinden tecavüz etmemesi, bir büyük heybet altında umumî bir itaat bulunması, büyük bir celâl ve izzet sahibinin emriyle hareket ettiklerini gösteriyor. Hem gerek nebati gerek hayvani ve gerek insanî bütün validelerin o yüce şefkatleriyle ve süt gibi o hoş gıda ile o aciz ve zayıf yavruların terbiyesi: ne kadar geniş bir merhametin neticesi olduğunu açıkça gösterir. **

Bu âlemi sahip ve hâkiminin madem nihayetsiz böyle bir keremi, nihayetsiz böyle bir rahmeti, nihayetsiz öyle bir celâl ve izzeti vardır. Nihayetsiz celâl ve izzet, edepsizlerin cezalandırılıp terbiye edilmesini ister. Nihayetsiz kerem, nihayetsiz ikram ister. Nihayetsiz rahmet kendine lâyık ihsan ister. Hâlbuki bu fani dünyada ve kısa bir ömürde, denizden bir damla gibi milyonlar parçadan ancak bir parçası yerleşir. Demek o kereme lâyık ve o rahmete münasip bir saadet diyarı olacaktır.

Yoksa gündüzü ışığı ile dolduran Güneşin varlığını inkâr etmek gibi, bu görünen rahmetin varlığını inkâr etmek lâzım gelir. Çünkü bir daha dönmemek üzere ayrılıp yok olmak ise, şefkati musibete; muhabbeti, iç yangınına ve ayrılık ateşine; nimeti azaba; aklı uğursuz bir âlete ve lezzeti eleme döndürmekle rahmet ve merhamet hakikatinin sönmesi lâzım gelir.

Hem o celâl ve izzete uygun bir ceza diyarı olacaktır. Çünkü ekseriye zalim izzetinde (aziz olarak) mazlum zilletinde (zelil olarak) kalıp, buradan göçüp gidiyorlar. Demek en büyük bir mahkemeye bırakılıyor, tehir ediliyor. Yoksa bakılmıyor değil. Bazen dünyada dahi ceza verir. Geçmiş devirlerde cereyan eden, âsi, inatçı ve inkarcı kavimlere gelen azaplar gösteriyor ki, İNSAN BAŞI BOŞ DEĞİL. Bir celâl ve gayret sillesine her vakit maruzdur.

Evet hiç mümkün müdür ki, insanın, bütün mevcudat içinde ehemmiyetli bir vazifesi, ehemmiyetli bir istidat ve kabiliyeti olsun da; insanın Rabbi de insana bu kadar muntazam yarattığı sanat eserleriyle kendini tanıttırsa; karşılığında insan, iman ile O'nu tanımazsa… Hem bu kadar rahmeti süslü meyveleriyle kendini sevdirse, mukabilinde insan ibadetle kendini Ona sevdirmese... Hem bu kadar, bu türlü nimetleriyle muhabbet ve rahmetini ona gösterse; bunlara karşılık insan şükür ve hamd ile O'na hürmet etmese, cezasız kalsın! Başıboş bırakılsın! O izzet, gayret sahibi azametli ve celalli Yaradan bir ceza diyarı hazırlamasın!

Hem hiç mümkün müdür ki, Rahman ve Rahim olan Yaratanın kendini tanıttırmasına mukabil; iman ile tanımakla, sevdirmesine mukabil, ibadetle sevmek ve sevdirmekle ve rahmetine mukabil şükür ile hürmet etmekle mukabele eden, inananlara bir mükafaat diyarını, ebedi bir saadeti vermesin!


_________

* Helal rızık, iktidar ile alınmadığına, belki ihtiyaca binaen verildiğine kati delil; güçsüz kuvvetsiz yavruların güzel beslenmesi ve güçlü kuvvetli canavarların geçim darlığı içinde zor beslenmeleri; hem zekâsı olmayan balıkların semizliği, zeki ve hileli tilki ve maymunun geçim derdiyle vücudca zayıflığıdır. Demek rızık, iktidar ve irade ile ters orantılıdır. Ne derece kuvvetine ve iradesine güvense, o derece geçim derdine müptela olur.

** Evet, aç bir arslan, zayıf bir yavrusunu kendi nefsine tercih ederek, elde ettiği bir eti yemeyip yavrusuna vermesi; hem korkak tavuk, yavrusunu himaye için arslana saldırması; hem incir ağacı kendi çamur yiyerek yavrusu olan meyvelerine halis süt vermesi, açıkça, nihayetsiz merhamet, ikram ve şefkat sahibi bir zatın hesabiyle hareket ettiklerini kör olmayana gösteriyorlar. Evet, nebatlar ve hayvanlar gibi şuursuzların son derece şuurlu ve hikmetli bir şekilde işler görünmesi, mecburen gösterir ki: Sonsuz ilim ve hikmet sahibi birisi vardır ki, onları işlettiriyor; onlar, O'nun namıyla işliyorlar...



<<Önceki Sayfa |122/144|Sonraki Sayfa>>
@

Sayfa Başı