YERKÜRE
22/6/2007 15:54, 2007
Yerküre
Yavuz BALTACIOĞLU
İnsanoğlunun ilimde her geçen gün ilerlemeler kaydetmesi, bazı eski bilgilerinin yıkılmasına bazılarına da yenilerinin eklenmesine sebeb olmaktadır.
Dünyadan 1500 km. kadar uzaklaştığımızda onu üzeri atmosferle kaplı, uçlarından basık bir küre olarak görürüz. Kütlesi 6.1027 gr. olan dünyamız bir yılda 9.4.108 km. mesafe kat eder. Dünyanın yapısı ve bileşimi hakkındaki bilgilerimiz hâlen yetersizdir. Gittikçe artan yoğunluk sıralarına göre iç içe sıralanmış geosferlerden müteşekkildir. Bu geosferler sırayla HAVA-KÜRE, SUKÜRE ve YERKÜRE’ dir. Peyklerin geliştirilmesinden sonra Atmosfer hidrosfer (suküre) ve yerkürenin üst kısmı yâni yerkabuğu hakkında daha geniş bilgi elde etmek mümkün olmuştur.
Yerin içyapısı hakkındaki bilgilerimiz sınırlıdır. Bu bilgiler bir teoriden bir tahminden öteye geçmemektedir. Bu güne kadar yerkabuğunda ulaşılabilen en büyük derinlik 12 km’dir. Bu derinlik, yarıçapı 6378 km. olan dünyamızın içyapısı hakkında % 0,2’lik bir kısmı hakkında bilgi sahibi yapmaktadır. Daha derinler hakkında bilgilere kısmen tektonik olaylardan elde edilir. Bu tektonik olaylardan dağ oluşumları yerin 15-20 km’sine volkanlar ise çıkardıkları kızgın ve akıcı lavlarla 40-70 km’sine kadar olan derinlikler hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlar. Bu derinliklerde dünyanın yarıçapı yanında çok küçük kalmaktadır.
Yerin içyapısı üzerine en geniş bilgi deprem dalgalarıyla sağlanmaktadır. Bilindiği gibi zelzeleler genel olarak ya derin tabakalarda doğmuş olan boşluklarla alâkalı iner. Daha ağır maddelerden yapılmıştır. Yoğunluğu 3,5-5,5 gr/cm3l tür. Fakat yavaş yavaş tesir eden kuvvetler (Yüksek Basınç ve Sıcaklık) altında plastik madde gibi davranır. Cu, Zn, Pb gibi çoğunlukla kükürtlü bileşik yapan elementler bulunur. Diğer bîr görüşe göre derinlere doğru Fe (Demir), Al (‘Alüminyum) artmaktadır.
3- ARA TABAKA: Çekirdekle manto arasındaki kısımdır. Kalınlığı 2000- 2220 km.dir. Yani Yerkürenin 2900-5120 km’leri arasındadır. Basınç yüksek olduğundan maddelerin hangi halde olacağı kesin olarak bilinmemektedir. Yoğunluğu:10-12gr/cm3’ tür.
Üst tabakaların çökmesi ya da yerkabuğundaki gerilimlerin birdenbire çözülmesiyle ortaya çıkarlar. Bunlardan birincisine çökme, ikincisine tektonik zelzeleler denir. Herhangi bir sebeble bîr yerde doğmuş olan zelzeleden sonra bu yer zelzele merkezi olmak üzere zelzeleyle alâkalı esnek dalgalar yerin sathında ve içinde her doğrultuda ve yönde yayılmaya başlar. Zelzele dalgalarının yayılma hızı geçtikleri yerlerin yapısına ve yoğunluğuna bağlıdır. Işığın tersine olarak, zelzele dalgalarının daha yoğun vasatta hızlarının arttığı görülür. Bir M merkezinden yayılan zelzele dalgalan çeşitli istasyonlarda gözlenirse bütün yerkürenin dört bölgede mütalâa edileceği sonucu elde edilir. Yerküresini meydana getiren bu tabakaların kalınlıkları, yoğunlukları ve bileşimleri birbirinden farklıdır. Yoğunlukları dışarıdan dünyanın merkezine doğru artar. Fakat bu artış yavaş yavaş olmaz; bir tabakadan ötekine geçerken birden bire sıçrama şeklinde olur.
Yerküresini meydana getiren geosferler (tabakalar) sırasıyla 1 - Yerkabuğu, 2- Manto, 3- Ara tabaka, 4- Çekirdek.
1- YERKABUĞU (LİTOSFER) Buna taş küre de denir. Geosferlerin en incesidir. En fazla sahip olduğumuz bilgiler bu tabakaya aittir. Yerkabuğunun kalınlığı 5- 110 km. arasında değişmektedir. Ortalama 50- 60 km. kabul edilmektedir. Bu kalınlık yer yüzeyinin şekillerine göre değişmektedir. Dağların altında kalın, okyanusların altında incedir. Yerkabuğunun en üst kısmı genellikle silisyum ve alüminyum dan oluştuğu için SİAL olarak adlandırılır.
Yoğunluğu 2,67 gr/cm3 olarak kabul edilir. Kalınlığı her yerde aynı değildir. Büyük Okyanusun altında olmadığı tahmin edilmektedir. Siolin altındaki bölge yani yerkabuğunun alt kısmı silisyum ve magnezyumdan meydana geldiği için SİMA adını alır. Simanın oldukça derine uzandığı, amorf olduğu ve ortalama yoğunluğunun 3,27 gr/cm3 olduğu kabul edilmektedir. “Granit Kabuk” olarak adlandırılan Sialin kalınlığı; Niggli tarafından 10- 30 km. Gornod tarafından ise 20 km. olduğu sanılmaktadır. Hipoteze göre daha derinde Gabro ve Bazaltlar bulunur. Bu zorun altında bulunan ergimiş kayaçlardan oluşmuş yapıya MAGMA denir. Alman WEGENER’e göre kıtaları oluşturan sial üzerinde Aysbergler (Buz dağları) gibi yüzmekte olduğunu ve iki yöne hareket etmektedir. A.B.D.de yapılan Ölçümlere göre Atlantik sahilinde kabuğun kalınlığı 30 km. Rock Mountains ( 2000 m.) dağlarında 32-35 km’dir.
2- MANTO: Yerkabuğundan derinlere doğru inildikçe bu tabakalar hakkındaki bilgilerimiz azalmaktadır. Manto daha kalın ve yoğundur. Kabuğun hemen altından başlar ve Dünyanın 2900 km. derinliğine kadar
4- ÇEKİRDEK (SİBEROSFER): Dünyanın en derin kısımlarını meydana getirir. Yoğunluğu 15-17 gr/cm3 tür. Çekirdeğin yapısı bir görüşe göre; katı ve çelik gibi serttir. Diğer bir görüşe göre yüksek basınç altında iyice sıkışmış metal gaz kütlesi olduğu ileri sürülmektedir. Umumiyetle yer çekirdeğinde nikel ve demirden başka platin, kobalt ve altın bulunduğu tahmin edilmektedir. Çekirdekte yani 6370 km.de basıncın 3,5 milyon Atm basınç olduğu kabul edilmektedir. Yerküresindeki basınç sıcaklık gibi birdenbire sıçrama şeklinde değil ilk 100 km.ye kadar hızlı, ondan sonra tedrici yani Lineer (doğrusal) olarak artış gösterir.
Yerin sıcaklığı derinlere doğru artar. Buna “Jeotermik Gradyan” denir. Sıcaklık artışı her yerde değişiktir. Normal olarak bütün kıtalar için ortalama değer 33 metre kabul edilir. Yani her 33 metrede sıcaklık 1°C artar. Yerküresinin değişik derinliklerindeki sıcaklık tahminleri bir değildir. F. VON W0LF Dünyanın merkezinde sıcaklığı 5000°C olarak hesaplamıştır. O. J. SCHMIDT çekirdekteki sıcaklığı 8000°C olarak hesaplamıştır. Diğer bazı ilim adamlarına göre derinliklerden gelen lavlarla sıcaklığın 1500°C olduğu kabul edilmektedir. Daha çok kabul edilmekte olan bir görüşe göre 60 km. de sıcaklık 1800°C, 6370 km. de ise 3700°C olduğu kabul edil mistir. Bu görüşler ne kadar ayrı da olsa sıcaklığın derinlerde çok yüksek olduğunu kabul etmektedirler.
Yerin merkezi çok büyük ısı potansiyeline sahiptir. Merkezde 4000°C’ ye yaklaşan sıcaklık 60 km. derinlikte 1800°C’ ye kadar düşmektedir. Fakat insanlar ve canlılar kendilerine yakın bir yerde bulunan bu yüksek sıcaklıktan müteessir olmamakta ve zarar görmemektedirler. Bunun sebebi de yerkabuğunun yalıtkan {ısıyı geçirmemesi) olması ve ısı geçirgenlik katsayısı çok küçük olan ve izolatör vazifesi gören yerkabuğunun, canlıları yerin merkezinden gelebilecek tehlikelerden korumasıdır. Buna benzer bir olay da, yerden kilometrelerce yükseklikteki OZON tabakası tarafından yapılmaktadır. Bu tabaka uzaydan gelen, canlılar için zararlı olan ışınları absorblar ve meteor taşlarının dünyaya girmesine mâni olur.
Biri Yerküresinde diğeri Havakürede bulunan bu iki koruyucu tabaka yıllardır “Uzaydan” ve yerin merkezinden gelebilecek tehlikelere karşı birer koruyuculuk vazifesi yapmışlardır. Birbirlerinden habersiz ve uzak, aynı gaye için istihdam edilen (kullanılan), bu iki koruyucu tabaka ANCAK her şeyi bilen ve idare eden sonsuz kudret sahibi bir Zatın memurları ve emirber neferleri olabilir
(0) Baglanti