ÖNDEN GİDEN ATLILAR
26/6/2007 21:17, 2007
MAHMUT BIYIKLI Türkçe olimpiyadındaki Türkçe gönüllü küçük kıza, şair Osman Sarı'ya, Fethi Gemuhluoğlu'na Galip Erdem'e Rahşan Gürel'e,Mahir İz’e, Canım efendime, . Horasan’dan gelir gibi geldiler, çağa direnmesini bilen tam kuşatılmış bir erdiler. . Kat kat betonlaşan çağ insanının gönlünün en derinine indiler. . Belli değildi sayıları, belki üçtüler belki yediydiler . Kırktılar … kalbleri kırıktılar. . Selâmları selâm kelâmları kelâm gibiydi, göğe baksalar gögü titretirlerdi . Kalbe teveccüh etseler kalbi “AŞK” diye inletirlerdi. . Bir lokmayla doymuş bir hırkayla örtünmüş her biri bir “Derviş”tiler. . Dağ başında değildi tekkeleri, şehrin her karesinde yürüyüşteydiler. . Kalabalığın en ortasında HAKK’a varmış yağız atlılardı ONLAR! . Sayıları çok da önemli değildi, belki kırktılar, ama her biri arzı tutan direktiler. . Bir yanlarıyla ALP her yanlarıyla EREN diler. . Bize en saf yanıyla “AŞK”ı öğrettiler. . AŞK GELİCEK CÜMLE EKSİKLER BİTER, dediler . HAK AŞKIyla genişlemiş sadırlarını ONUN ADIYLA süslemesini bildiler. . SEVGİLİdeydi sırları, NÛRdandılar … nurlandıkça nurlandılar. . Sâdıktılar, fâruktular, mahcubdular, makbûldüler, . Yüzleri hep kalbe dönüktüler. . Çoktular … ateş azâbından uzaktılar, uyumazdı kalbleri bahar vakti çağı onlar ağarttılar. . Onlardan bulurdu yönünün güneş, ay yerini onlarla bilirdi. . Her an bir işte, hep direnişte idiler, eğildikçe yükseldiler ezildikçe kanatlandılar. . Zaten onlar, kalem kurumadan atlandılar, sakındılar, korundukça … korundular. . Hangisine uyulsa fark etmezdi, yıldızdılar.. azdılar, çünkü yalnız nâz ve niyâzdılar. . Yalnız YÂRın YÂRına yârdılar, yalnız YÂRa ağlardılar. . Aliydiyer, Mıkdâddılar, Selmandılar, Ammârdılar . Belli değildi adları, kayıtları Haktaydılar. . Kanatları duadan, duaları candandı. . Çağ kirlendikçe .. kırıldı kanatları, zaten kalbleri de kırıktılar. . Dudaklardan silindi kanat sesleri, yağız atlarına bindiler .. Âh vaktine çekildiler, . Dizlerinde kaldı elleri! . İçlerine çekildiler ama yine her an bir işte beklemedeydiler. . Onlar çekinince yüreklerine, gecenin rengi değişti, nurdan çığlıklar tuttu gökleri. . Başaklar küsdü .. onlar boyunlarını eğince .. suların bereketi çekildi. . Ama ONLAR hep vardılar, çünkü sâdıktılar, âşıktılar. . Kisvelerini değiytiler sâde, yensiz-yakasız gömleklerinin üstüne, . yeni yenler dikindiler, yüksünmediler, küsmediler, . çünkü her biri bir kalb-i selîmdiler! . En yalnız zamanımızda, en aşksız ânımızda .. yetiştiler. Hızırdan öteydiler. . Yalnız ve vatansız gibiyken .. sesle koşarak geldiler ... ateşler saçarak geldiler . Toz duman savurarak geldiler. Ve âniden … . Tam yüreğinden ortaladılar kalb ağrılarımızı! . Bize, hepimize yolundan dönenlerin yerine var edildiğimizi, ezelden ... hatırlattılar . YÂRına düşkün, yarına sevdalı yanımızı kanattılar yeniden. . YÂRın bize dâim yâr ve yardımcı olduğunu bir bir saydılar, saydırdılar adlarını. . Fâtihler eğilir miydi çağa karşı, çağ ONLAR değil miydi zaten. . Yavuzlar hilâfet kaftanını düşmana post mu yaptırırdı .. Unuttukça .. utandık. . Yenilgimize tarih düşürmüşlerdi yabancı dinli ve yabancı dilli bir avuç yolsuz. . Bozdular düzenlerini bozuk düzenlilerin. . Belde-i tayyibeden arz-ı mukaddese kadar tarihi biz yazardık ancak . Kâinat kitabının şârihi de bizdik. Biz .. ALLÂh İÇİN .. kılıçlı ve kalemli millettik çünkü. . Şimdi ... Uyur idik uyardılar bizi sevdamız ile .. Yeniden sınandık AŞK ile ve HÛ ile. . Yeni bir diriliş için ..kalblerin inşirâhı için ..eskimez bir kalb medeniyeti şuuru ile, kalemlendik. . ÖNDEN GİDEN ATLILARı anarak, besmele ruhuyla kalelendik. . Ve ONLARı anarak başlamayı bir vefa bildik. “ Nal sesleri sönüyor perde perde Atlılar kayboluyor güneşin battığı yerde Atlılar .. atlılar.. kızıl atlılar Atları .. rüzgâr kanatlılar Atları .. rüzgâr kanat Atları ..rüzgâr Atları .. at …” |
(0) Baglanti
SÜRGÜN ÜLKEDEN BAŞKENTLER BAŞKENTİNE
22/6/2007 16:17, 2007
SÜRGÜN ÜLKEDEN BAŞKENTLER BAŞKENTİNE
II Gelin gülle başlayalım atalara uyarakBaharı kolayarak girelim kelimeler ülkesineBir anda yükselen bir bülbül sesi-Erken erken karlar ortasındaGüneş dönmüş ışık saçan bir yumurta-Bana geri getirir eski günleri...Paslanmış demir bir kapı açılırKüf tutmuş kilitler gıcırdarkenTa karanlıklar içinde birdenBir türkü gibi yükselirsin senFısıldarım sana yıllarca içimde birikenSöyleyemediğim ateşten kelimeleriŞuuraltım patlamış bir bomba gibiSaçar ortalığa zamanınAğaran saçın toz toprağınıBana ne Paris'tenNewyork'tan Londra'danMoskova'dan Pekin'denSenin yanındaBütün türedi uygarlıklar umurumda mıSen bir uygarlık oldun bir ömür boyuGeceme gündüzümeGözlerinLale Devrinden bir pencereEllerinBaki'den Nefi'den Şeyh Galib'denKucağıma dökülenAltın leylak III Ölüler gelmiş çitlembikler sarmaşıklarlaTırmanmışlar surlarıma burçlarımaKimi ırmaklardan yansımaKimi kayalardan kırpılmaKimi öteki dünyadan bir çarpılmaİçi ölümle doluDönen bir huniDoğarken güneşKesilmiş ölü yüzlerdenBir mozayik minyatürlerdenDokunur tenimizeSoğuk bir azrail ürpertisiyle ayVe birden senin sesin gelir dört yandanMenekşe kokulu sütunlardanKomşu dağlardaki nergislerden leylaklardanGözlerine ait belgeler sunulurEy aşkın kutlu kitabıUçarı hayallere yataklık edenPeri bacalarının yasağıGönlümün celladı acı mezmurBana bıraktığın yazıt bu mudurÖlüm geldi bana düğün armağanın gibiSenden bir gökSenden yıldızlar ördülerAteş böcekleriO gece dört yanımaEy bitmeyen kalbimin samanyolu destanıSen bir anne gibi tuttun ufuklarıVe çocuklar gülle anne arasındaSeninle güller arasındaTuhaf bir ışık bulup eridilerÇocuklar dağ hücrelerinde erdilerAramızdaki sırraBir de ay ışığında büyüyen fısıltılarGençlik monologlarıSeni alıp kaybolmuş zamanın çağıltısındanBana getirenYasamız vardıÖfkeyle yazardın sen bir yüzüneÖlür ölür okurdum öbür yüzünde ben IV Senin kalbinden sürgün oldum ilkinBütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreğiBütün törenlerin şölenlerin ayinlerin yortuların dışındaSana geldim ayaklarına kapanmaya geldimAf dilemeye geldim affa layık olmasam daUzatma dünya sürgünümü benimGüneşi bahardan koparıpAşkın bu en onulmazından koparıpBir tuz bulutu gibiSavuran yüreğimeAh uzatma dünya sürgünümü benimNice yorulduğum ayakkabılarımdan değilAyaklarımdan belliLambalar eğriAynalar akrep meleğiZaman çarpılmış atın son hayaliEv miras değil mirasın hayaletiEy gönlümün doğurduğuBüyüttüğü emzirdiğiKuş tüyündenVe kuş sütündenGeceler ve gündüzlerdeİnsanlığa anıt gibi yükselttiğiSevgiliEn sevgiliEy sevgiliUzatma dünya sürgünümü benim Bütün şiirlerde söylediğim sensinŞuna dedimse sen Leyla dedimse sensinSeni saklamak için görüntülerinden faydalandım Salome'nin Belkıs'ınBoşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikarsın bellisinKuşlar uçar senin gönlünü taklit içinEllerinden devşirir bahar çiçekleriniDeniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberiniEy gönüllerin en yumuşağı en deriniSevgiliEn sevgiliEy sevgiliUzatma dünya sürgünümü benim Yıllar geçti sapan olumsuz iz bıraktı topraktaYıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarındaÇatı katlarında bodrum katlarındaGölgendi gecemi aydınlatan eşsiz lambaHep Kanlıca'da Emirgan'daKandilli'nin kurşuni şafaklarındaSeninle söyleşip durdum bir ömrün baharında yazındaŞimdi onun birdenbire gelen sonbaharındaSana geldim ayaklarına kapanmaya geldimAf dilemeye geldim affa layık olmasam daEy çağdaş Kudüs (Meryem)Ey sırrını gönlünde taşıyan Mısır (Züleyha)Ey ipeklere yumuşaklık bağışlayan merhametin kalbiSevgiliEn sevgiliEy sevgiliUzatma dünya sürgünümü benim Dağların yıkılışını gördüm bir Venüs bardağındaKöle gibi satıldım pazarlar pazarındaGüneşin sarardığını gördüm Konstantin duvarındaSenin hayallerinle yandım düşlerin civarındaGölgendi yansıyıp duran bengisu pınarındaÖlüm düşüncesinin beni sardığı şu andaVerilmemiş hesapların korkusuylaSana geldim ayaklarına kapanmaya geldimAf dilemeye geldim affa layık olmasam daSevgiliEn sevgiliEy sevgiliUzatma dünya sürgünümü benim Ülkendeki kuşlardan ne haber vardırMezarlardan bile yükselen bir bahar vardırAşk celladından ne çıkar madem ki yar vardırYoktan da vardan da ötede bir Var vardırHep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardırO şarkıya özenip söylenecek mısralar vardırSakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardırNe yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardırGün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardırYanmışsam külümden yapılan bir hisar vardırYenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardırSırların sırrına ermek için sende anahtar vardırGöğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardırSendan ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardırSevgiliEn sevgili
Ey sevgili
SEZAİ KARAKOÇ
(0) Baglanti
